Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, “İtibardan tasarruf olmaz denilerek lüks harcamalar sürdürülüyor. Biz devlette tasarrufun, enflasyonist harcamaları durdurmanın en temel araçlarından biri olduğunu düşünüyoruz” dedi.
Haber: Barış Tüysüz
(ORDU) – Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, “İtibardan tasarruf olmaz denilerek lüks harcamalar sürdürülüyor. Biz devlette tasarrufun, enflasyonist harcamaları durdurmanın en temel araçlarından biri olduğunu düşünüyoruz” dedi.
Özdağ, Karadeniz Bölgesi’ni ziyaret programı kapsamında Ordu’da basın mensuplarıyla bir araya geldi.
Özdağ, burada yaptığı açıklamada, partisinin il ve ilçe teşkilatlarını ziyaret ettiklerini, bölgedeki esnaf ve sanatkâr odaları, ticaret odaları ve sivil toplum kuruluşlarıyla da görüşmeler gerçekleştirdiklerini söyledi. Zafer Partisi’nin ekonomi programını ziyaret ettikleri kurumlarla tartıştıklarını belirten Özdağ, alınan görüş ve öneriler doğrultusunda programa son şeklini vermek için çalışmalarını sürdürdüklerini ifade etti.
“SEÇİMLER VATANDAŞIN ZİHNİNDE BAŞLAMIŞ DURUMDA”
Erken seçim tartışmalarını değerlendiren Özdağ, şöyle konuştu:
“Seçimin ne zaman olacağını bilmiyorum. Ben bilmediğim gibi Erdoğan da bilmiyor. Türkiye’de seçimin ne zaman olacağını kimse bilmiyor. Ama bir şeyi lütfen bilin; seçimler vatandaşın zihninde başlamış durumda. Vatandaş, bugün yaşanan ekonomik yıkıma, uyuşturucu ve sanal kumar bağımlılığıyla milyonlarca gencimizin hayata tutunamamasına, terör örgütüyle yapılan pazarlıklara, zenginin daha zengin, fakirin daha fakir olduğu bu düzene itiraz ettiği için seçimin bir an önce yapılmasını istiyor.”
İktidarın ekonomik buhranı çözebilecek makroekonomik programa sahip olmadığını ileri süren Özdağ, enflasyonla mücadele programının başarısız olduğunu savundu.
Enflasyonu düşürmeye yönelik programların en fazla 18 ay içerisinde sonuç vermesi gerektiğini ifade eden Özdağ, “Üç sene oldu, enflasyon sözde 6 puan düştü. Bu, programın baştan aşağı başarısız olduğunun en somut göstergesidir” dedi.
Esnafın vergi yükü altında ezildiğini ve siftah yapamadığı günlerde dahi cezalarla karşı karşıya kaldığını söyleyen Özdağ, lojistik sektörünün durumunun da ekonominin genel görünümünü ortaya koyduğunu belirtti.
Özdağ, “Bir ülkede sanayinin nasıl gittiğini, lojistik sisteminin çalışması ve ne kadar yeni minibüs, kamyon ve tır satıldığı gösterir. Ekonomi durmuşsa bunların alımı olmaz. Tırcı, bir metre bile gitmese tırına 35 bin lira ödemek zorunda olan kişidir” diye konuştu.
Sanayicinin yüksek faiz ve düşük kur politikası nedeniyle uluslararası piyasalarda rekabet edemediğini savunan Özdağ, Türkiye’nin Çin’in devlet kapitalizmi ve Avrupa Birliği’nin politikaları karşısında zarar gördüğünü söyledi.
“TÜRKİYE-AVRUPA BİRLİĞİ İLİŞKİLERİ DE DEĞİŞMESİ GEREKEN BİR İLİŞKİ TÜRÜDÜR”
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki mevcut ilişkinin eşitsiz olduğunu savunan Özdağ, Gümrük Birliği’nin Türkiye’nin aleyhine işlediğini ileri sürdü.
Özdağ, şunları söyledi:
“Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri de değişmesi gereken bir ilişki türüdür. Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerini Ankara Antlaşması çerçevesinde Gümrük Birliği diye sundular. Bunu bir nişanlılık dönemi olarak kabul etmemizi, sonrasında tam üyelikle sonuçlanacağını söylediler. Bu ilişkinin bir evlilikle sonuçlanmayacağı ortada. Avrupa Birliği ülkeleri kendi aralarında karar veriyor, sonra bu kararları Türkiye’ye dayatıyor.”
Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinin serbest ticaret bölgesi temelinde yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade eden Özdağ, Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye siyasi taleplerde bulunmaması gerektiğini söyledi.
Devlet Planlama Teşkilatı’nın yeniden kurulmasını isteyen Özdağ, Türkiye’nin 1, 3, 5, 15 ve 30 yıllık kalkınma planlarına ihtiyacı olduğunu belirtti.
“SAVAŞTAKİ UKRAYNA BİLE TÜRKİYE’DEN DAHA DÜŞÜK ENFLASYONA SAHİP”
Türkiye’nin Cumhuriyet tarihinin en ağır ekonomik buhranlarından birini yaşadığını söyleyen Özdağ, şöyle devam etti:
“Savaştaki Ukrayna bile Türkiye’den daha düşük enflasyona sahip. Varın siz gerisini düşünün. Bu ekonomik buhran insanlarımızın masalarına, mutfaklarına ve evlerine yansıyor. Çocukların önemli bir bölümü okula aç gidiyor. Emekliler 23 bin liralık maaşla açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm ediliyor. Asgari ücretliler ise sefalet seviyesinin altında tutuluyor.”
Türkiye’nin zengin bir ülke olduğunu ancak kaynakların adil paylaşılmadığını savunan Özdağ, kamu ihalelerinden elde edilen paraların yurt dışına çıkarıldığını ileri sürdü.
Enflasyonla mücadelede vatandaşın tüketimini baskılamak yerine kamudaki harcamaların azaltılması gerektiğini belirten Özdağ, “İtibardan tasarruf olmaz denilerek lüks harcamalar sürdürülüyor. Biz devlette tasarrufun, enflasyonist harcamaları durdurmanın en temel araçlarından biri olduğunu düşünüyoruz” dedi.
Özdağ, sığınmacılar için harcandığını ifade ettiği kaynakların kesilmesini, kamunun kiraladığı özel binalardan çıkarak kendi tesislerine dönmesini ve kamu yatırımlarında usulsüz biçimde elde edildiğini öne sürdüğü paraların geri alınmasını istedi.
“TÜRK DEVLETİ VE TÜRK MİLLETİ, ÇALINAN ZENGİNLİKLERİN BİR KURUŞUNU SİZDE BIRAKMAYACAK”
Kamu kaynaklarının yurt dışına çıkarıldığını öne süren Özdağ, bu paraların yeniden Türkiye’ye getirileceğini belirterek, şunları söyledi:
“Türk milletinin parası çalınıyor ve yurt dışına götürülüyor. Bu parayı Türkiye’ye getireceğiz. Bu paraları götürenler, ‘Gerekirse biz de gideriz’ diye düşünüyor olabilirler. Ham hayal görmeyin. Türk devleti ve Türk milleti, çalınan zenginliklerin bir kuruşunu sizde bırakmayacak. Faiziyle birlikte almış olduğunuz bütün borçları Türk milletine ödemek zorunda kalacaksınız.”
Rüşvet ve yolsuzluğun önlenmesi için devletin bütün gücüyle hareket etmesi gerektiğini dile getiren Özdağ, sokak çetelerinin de esnaf açısından ciddi tehdide dönüştüğünü söyledi.
Bazı suç örgütlerinin “sokağın hakkı” adı altında esnaftan haraç istediğini belirten Özdağ, “Esnaf, yasaların belirlediği vergiler dışında hiçbir çeteye para ödemeyecek. Vergi almak devletin hakkıdır. Devlet bu hakkını, adına ne derseniz deyin, kimseyle paylaşamaz” diye konuştu.
“DEVLETİN MİLLİ KARAKTERİNİ ORTADAN KALDIRIYORLAR”
Suriyeli sığınmacıların ülkelerine dönüşüyle ilgili açıklamaları da değerlendiren Özdağ, resmi kurumlar tarafından açıklanan rakamların tutarsız olduğunu savundu.
Türkiye’nin Şam Büyükelçiliği tarafından 700 bin Suriyelinin son dönemde, 700 bin kişinin ise 2014-2024 arasında Suriye’ye döndüğünün açıklandığını belirten Özdağ, Göç İdaresi verilerindeki yıllık azalışlarla açıklanan geri dönüş rakamlarının birbiriyle uyuşmadığını söyledi. Özdağ, şu ifadeleri kullandı:
“2021’de 15 bin kişi dönmüş ancak sayı 250 bin azalmış. Bu insanlar nereye gitti? Sonraki yıl 50 bin kişinin döndüğü söyleniyor ama azalma 150 bin. Bu millete doğruyu söylemiyorlar. Sığınmacılara vatandaşlık vererek devlete ortak ediyorlar. Devletin milli karakterini ortadan kaldırıyorlar. Bu, Türkiye’yi Lübnanlaştırmaktır.”
Terör örgütü PKK’nın silah bırakma sürecine ilişkin açıklamalara da tepki gösteren Özdağ, Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmelerde kamuoyuna açıklanmayan tavizler verildiğini öne sürdü.
Gazilerin bu sürece tepki gösterdiğini belirten Özdağ, Ankara Güvenpark’taki protestolara Zafer Partisi yöneticilerinin de katıldığını söyledi.
Özdağ, “Şehitlikleri ziyaret ettiğimizde ‘Siz boşuna ölmediniz’ diyebilir miyiz? Bugün yürütülen bu süreç devam ederse bunu söylemek mümkün olmaz” dedi.
S-400 AÇIKLAMASI
S-400 hava savunma sistemlerinin Birleşik Arap Emirlikleri’ne verileceği yönündeki iddiaları da değerlendiren Özdağ, sistemlerin Türkiye’nin elinde bulunmasının istenmediğini savundu.
Özdağ, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daha önce Rahip Brunson konusunda yaptığı açıklamaları anımsatarak, “S-400’leri konuşmanın bile söz konusu olmadığını söylemişti. Şimdi S-400’leri de verdi. Taviz vermeyen bir lider olduğunu bir kez daha gösterdi” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE STRATEJİK BAĞIMSIZLIĞINI MUHAFAZA ETMELİ”
Bir basın mensubunun Türkiye’nin dış politikada hangi blokta yer alması gerektiğine ilişkin sorusunu yanıtlayan Özdağ, Türkiye’nin stratejik bağımsızlığını koruması gerektiğini söyledi.
Özdağ, “Türkiye, stratejik bağımsızlığını muhafaza ederken bugünün dünyasında NATO’nun kendisine saldırmasını engellemek için NATO ile ilişkilerini sürdürmeli. NATO’nun dışında kalan bir Türkiye, NATO’nun saldırılarına daha açık hedef hâline gelecektir” dedi.
SEÇİM İTTİFAKI AÇIKLAMASI
Zafer Partisi’nin olası bir seçimde ittifak yapıp yapmayacağına ilişkin soruyu da yanıtlayan Özdağ, parlamenter demokrasiyi, hukuk devletini, milli, üniter ve laik devleti savunan geniş bir cepheye ihtiyaç olduğunu belirtti.
Bütün siyasi partilerin seçim ittifaklarına ihtiyaç duyduğunu ifade eden Özdağ, “AK Parti’nin oyları yüzde 25-26 seviyesinde dolaşıyor. Onun için herkes seçim ittifakı arayışı içerisinde. Ancak bunları çok erken yaparsanız zaman içerisinde yıpranma, sıkılma ve anlaşmazlık süreçleri yaşanabilir. Bazı şeyleri bekleyip zamanında yapmak gerekir. Biz de onu yapıyoruz” diye konuştu.
Özdağ, bazı siyasi parti genel başkanları ve genel merkez yöneticileriyle temaslarının sürdüğünü söyledi.
“15 TEMMUZ, İKTİDARIN FETÖ İLE İŞBİRLİĞİNİN SONUCUDUR”
“15 Temmuz nedir?” sorusuna yanıt veren Özdağ, 15 Temmuz darbe girişiminin, iktidarın yıllarca FETÖ ile yaptığı iş birliğinin sonucunda ortaya çıktığını savundu.
Özdağ, şöyle konuştu:
“15 Temmuz, iktidarın Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı yıllarca FETÖ terör ve casusluk örgütüyle yapmış olduğu iş birliği sonucunda, FETÖ’nün iktidarı da devirmek amacıyla oluşturduğu Paralel Devlet Yapılanması’nın askeri diktatörlük kurmak için gerçekleştirdiği girişimdir. Bu girişime Atatürk’e sadık askerler karşı çıkmış ve darbe girişimini bastırmışlardır.”
Yenimahalle Manşet, “Başkentin Komşusundan Manşet Gibi” anlayışıyla ilçeden yükselen en dikkat çekici gelişmeleri anlık, tarafsız ve güvenilir şekilde sunan; gündemi manşet tadında takip edebileceğiniz güçlü bir haber platformudur.
Yorum Yap