CHP Grup Başkanı Özgür Özel, “Belediye başkanlarımıza ardı ardına operasyonlar başladı. Partinin adaysızlaştırılma, kurumsuzlaştırılma ve lidersizleştirilme sürecinin düğmesine Recep Tayyip Erdoğan tarafından basıldı. Cumhurbaşkanı adayımızı tutukladılar. Belediye başkanlarımızı, meclis üyelerimizi, kıymetli bürokratlarımızı aldılar, tutukladılar” dedi.
(TBMM) – CHP Grup Başkanı Özgür Özel, “Belediye başkanlarımıza ardı ardına operasyonlar başladı. Partinin adaysızlaştırılma, kurumsuzlaştırılma ve lidersizleştirilme sürecinin düğmesine Recep Tayyip Erdoğan tarafından basıldı. Cumhurbaşkanı adayımızı tutukladılar. Belediye başkanlarımızı, meclis üyelerimizi, kıymetli bürokratlarımızı aldılar, tutukladılar” dedi.
CHP Grup Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özel, şunları kaydetti:
“Maalesef iki sınav geçilemedi. Bunlardan bir tanesi, Cumhuriyet Halk Partisi’ne, Demokrat Parti’ye yenildiğinde 14 Mayıs 1950 gecesi yaverini çağırıp, birileri askeri kullanarak yönetimi devretmemeyi beklerken, İsmet Paşa’nın Demokrat Parti’ye yaverini yollayıp, ‘Paşa, devir teslim hazırdır’ deyip evladı Erdal’a yazdığı mektupta, ‘Şüphesiz kişisel olarak en büyük yenilgim, Türkiye Cumhuriyeti demokrasisinin en büyük zaferidir. Hedeflediğimiz cemiyet hayatına demokrasi yerleşmiştir’ diyebilen İsmet Paşa’ya, yıllardır kazanan, ilk kez kaybettiğinde demokratlığını gösteren İsmet Paşa’ya nasip olan bunu, kaybettiği ilk seçime kadar kazandığı 13 seçimde ‘Milli irade, milli irade’ deyip, kaybettiğinde ‘kirli irade’ye çeviren; bir tarafta milli iradeyi baş tacı yapıp, öbür tarafta alaşağı etmeye çalışan Recep Tayyip Erdoğan demokratlık sınavını geçemedi. Çünkü birisinin demokrat olup olmadığına seçimi kazandığı akşam bakmanın ne kıymeti var? Birisinin demokrat olup olmadığına kaybettiği akşam bakacaksın.
Bir ikinci kayıp var. Yine İsmet Paşa’dan. Öyle bir noktaya geldik ki bazı gecikmiş vedalar olur. O geciken vedalar en sonunda doğru yere oturur. O noktaya oturduktan sonra dönüp de kaybedene, çekilene, bırakana ne yapıyor diye bakarlar. İşte öyle günlerin, yani hem seçimi kaybettiğinde rakibine teslim edebilmenin hem seçimi kaybettiğinde emaneti teslim ettiklerinin huzur bulmasının, onların bundan sonraki görevlerini yaparken diğer partilerle rekabet etmesinin, partilerini iktidara getirmesinin önünde bir engel olmamanın tarih önünde çok büyük bir onuru ve gururu vardır. O gururu 1970’lerde yaşayan ve yaşatan İsmet Paşa’ya selam olsun. Seçim zaferleri, Ecevit kadar İsmet Paşa’nın partisine huzur veren yaklaşımının eseridir. Bunu kimse unutmasın.
Belediye başkanlarımıza ardı ardına operasyonlar başladı. Partinin adaysızlaştırılma, kurumsuzlaştırılma ve lidersizleştirilme sürecinin düğmesine Recep Tayyip Erdoğan tarafından basıldı. Cumhurbaşkanı adayımızı tutukladılar. Belediye başkanlarımızı, meclis üyelerimizi, kıymetli bürokratlarımızı tutukladılar. O noktada millete ‘Bunlar casus, bunlar hırsız, bunlar yolsuz, bunlar terörist’ damgaları vurmaya çalıştılar. Türkiye’nin en büyük belediyesi Esenyurt’u kazanmışız; kayyum atayarak işe başladılar. Operasyonlarla, Ekrem İmamoğlu gibi girdiği tüm seçimleri AK Parti’ye karşı kazanmış birisinin başarılarını gölgelemek için kendisine terör, yolsuzluk, hırsızlık; hızını alamayıp casusluk ve gayriahlaki suçlamalar yönelttiler. 1,5 yıl boyunca devletin televizyonu dâhil, birkaç muhalif, birkaç özgür yayıncılık yapan televizyon ve gazete dışında her türlü haysiyet suikastını servis ederek, önemli bir kısmında da özel ekiplerle üstünde tepinerek arkadaşlarımızı perişan etmeye çalıştılar.
‘Dokunulmazlıkları kaldıracağım’ diye iktidara gelip, 3 ay sonra ‘Bu yargıyla mı?’ demiş Tayyip Erdoğan’ın bugüne getirdiği yargısının arkadaşlarımıza yaptığı kumpaslara, haysiyet suikastlarına karşı önümüzde elbette ki bağımsız yargıya güvenimiz tamdır. Yargı süreçlerinin tamamlanmasını takip edeceğiz. Arkadaşlarımızın aklanması lazım. ‘Parti hatta aklanamazlar, partimizin bunlardan arınması lazım’ diyecek genel başkan bahçıvan Abdullah Ağa’nın torunu, iki emekli öğretmenin evladı, 10 yaşından beri yatılı okulda arkadaş satmamış Özgür Özel olamazdı. Olmadı, olmayacak.
“EKREM’İ BIRAK ONU AK PARTİ YARGI KOLLARIYLA PARÇALAYACAK”
O ‘derin devlet’ dediklerim bir daha geliyor. İşte bu arada ‘Bizimle uzlaşacak mı, yoksa biz onunla uğraşalım mı?’ diyenler tekrar geliyorlar. Açık açık konuşmaya geldim. Açık açık… Geliyor, diyor ki: ‘Sana Ankara merkezli siyaset yap. Otobüsün üstünden in’ diyor.
‘Ekrem’i bırak’ diyor. ‘Onu AK Parti yargı konularıyla parçalayacak. Gel, burada çimento var, kum var, harç var. Karalım, eline verelim. Arkadaşlarının üstüne betonu sen dök. Daha yaşın genç, 50 yaşındasın. 80 yaşına kadar 30 yıl partinin başında oturursun’ diyorlar.
‘Bugün yol ayrımındayız. Tarihin kritik kavşağındayız’ diyoruz ya, işte öyle. ‘Çok tarihî bir konuşma yapmayacağım’ dediğim budur. Tarihi hatırlatacağım. Yol ayrımı burasıdır. Yol ayrımı; AK Parti’nin kadın kollarıyla yenemediği, gençlik kollarıyla yenemediği, ana kademesinden umudunun olmadığı siyasetçileri dışlayıp bürokratları getirdiği kara düzen siyasetine bu memleketin namuslu, temiz evlatlarını, kardeşlerini teslim edip onların üstüne beton döküp o betonun üstünde parti içi iktidarda mı oturacağım, kardeşlerim için mücadele mi edeceğim; onun kararının verildiği gündür.
Kurultayı kaybedip hazmedemeyenlerle yerel seçimleri kaybedip hazmedemeyenlerin büyük kurguyu yapıp, içinde bir memur çocuğuna, bir parasız yatılı öğrencisiye, arkasında lobilerin olmadığı, arkasında çıkar gruplarının olmadığı, geçmişinde bağlantıları, geleceğe yönelik taahhütleri olmayan birine ana muhalefeti, ki durmaz ki o zaman onlar ana muhalefette, yarının iktidarını verecek miyiz; yoksa derin devletin kirli hesabına uyacak bir iş birliği mi yapacağız sorusuna verilmiş cevaptır bizim yürüyüşümüz.
Butlan kararının üstünden 61 gün geçti. ‘Bayram geçsin, tepki durur’ diyenler, bayramdan öncesi strateji yaptık ‘3 gün konuşulur, 4. gün durulur. Sonra geçilir, partinin başına oturulur’ diyenlerin bugün içinde bulundukları durumda sahadaki enerji de salondaki beklenti de memleketin geleceğe dair umutları da tam bu noktada, bu kör düğümün olduğu yerde. Ya biz bu kör düğüme oturup susacağız, milletin mahkûmiyetine mahcubiyetle cevap vereceğiz ya da bu kör düğümleri teker teker koparıp atacağız, memleketin önünü açacağız.
Herhâlde partimin benim için olan kıymetini, Altı Ok’un kıymetini, bu partide 9 yıl Grup Başkanvekilliği yapmış, 3 yıldır Grup Başkanlığı yapan, bu partinin geçmişine, tarihine, üyesine, neferine söz söyletmeyen, toz kondurmayan Özgür Özel’in, herhâlde o günden bugüne gelene kadar mücadelenin en iyisini yapmak için hukuken, siyaseten, fiziken; salonda, mahkemelerde ve sokakta en iyisini yapmak için üzerine düşeni yapacağından hiçbirimizin şüphesi yoktu.
“BÖYLE BİR OY YOK, BÖYLE BİR BİRLİKTELİK YOK”
Bu konuda kendime şu kadar güvenmem. Bin 333 oy aldım son seçimde, bin 333 oy. Tarihin en yüksek genel başkanlık oyu. Dedim ki, ‘bin 333 oyu aldım. Üçünü kendime saymıyorum. Böyle bir oy yok. Böyle bir birliktelik yok. Yeniden kurulmuş sandıklarla, 2025 yılında mahalleden ilçeye, ilçeden ile, ilden genel merkeze o kurultayda gelen bu oyun bir anlamı var. Bu oy, Özgür Özel’in şahsına, ekibine verilmiş oy değildir. Bu oy, partinin birlik ve beraberlik ihtiyacına, bu partinin iktidar yürüyüşüne; bunun ancak güçlü bir birliktelikle, ayrışmadan, hep birlikte durarak mümkün olacağına inananların oylarını sandığa atarak gösterdikleri dayanışmanın ürünüdür. Bin 333 oyun üçü bile şahsıma ait değildir. Partinin iktidar yürüyüşüne verilmiş destektir’ dedim. Aynı noktadayım, aynı noktadayım.
İlk telefon… ‘Böyle bir karar çıktı, ne yapalım?’ ‘Kurultaya gidin efendim. Kurultaya gidin. Omuz omuza yürüyelim. El ele yürüyelim. Partide bir tartışma yapmayalım. Milleti umutsuzluğa sürüklemeyelim.’ ‘Yapamam ki. Tedbir var’, ‘Kim diyor?’ ‘Bir arkadaş diyor. Bir avukat arkadaş diyor.’ O avukat arkadaşı yetiştiren hukukçuları yetiştiren 32 tane hukukçu… Aksini iddia eden bir kişi yok. 32 profesör yazdı, altına imza attı. ‘Tedbir kararı kurultaya engel değildir.’ Kanun var. Kanunun müellifi 3 hoca. O kanun çıkarken Meclise kanun tasarısını yazan 3 hukuk profesörü dedi ki: ‘Tedbir kurultaya aykırı değildir. Aksine kurultay yapılmasını zorunlu kılar. Bu aşamada tedbir olmaz.’ Sonuç doğru. Derhâl külli irade yeniden kurulmalıdır. Anayasa Mahkemesi, geçmiş örnekler… Delege imza topladıysa mutlaka kurultay yapılmalıdır. Onlarca, yüzlerce geçmiş örnek. Hepsini koyduk, verdik. ‘Yapamazsın’ diyorlar. Yapmayacağım. Yeniden başlatacağım,11 aya yayacağım. Mayıs’ta geldim, gelecek sene Nisan’da belki yapacağım. Hala aynı yerdeyiz.
PM’de kararı alınabilir arkadaşlar, bu kurultayın. PM’de 8 farkla öndeyiz. 9 milletvekilimizi ihraç kararıyla birlikte, 4 PM üyemizi ihraç etmek suretiyle PM’de çoğunluğu düşürmeye, kendisini almaya çalışıyorlar. O 9 arkadaş bu partinin sokakta tanınan, saatin vidasından gelen, emek veren, mücadele veren, AK Parti’nin hedefi olan, bir günden bir güne bu partililiğinde bir savrulma yaşamayan arkadaşları. Hem disipline veriyor, oradaki oylamayı kazanmak için, hem de sonra çıkıyor utanmadan, ‘Gidecekler, yargılanacaklar’ diyor. Yani diyor ki: ‘AK Parti’ye dokunulmazlıklarını kaldırın. Hep beraber bunlardan kurtulalım. Ben parti içindeki mücadeleye bu 9 evladımın boynunu vermeye hazırım.’ Ve dönüyorlar, diyorlar ki: ‘PM yok.’ Bu sefer PM’den geriye kalan arkadaşlar, ‘PM’de çoğunluk yoksa biz de yokuz’ diyorlar. 60 kişilik PM 40’ın altına düşemez, 23’e düşüyor. 23 kişiyle toplanıyorlar. Kanun diyor ki: ‘Derhal kurultay’, ‘Yapmam ki kurultay.’ Mücadeleye devam. Bin 40 arkadaştan imza alırız. O bin 40 arkadaşın 500 tanesi son seçimde, yani bizim yarıştığımız son seçimde Kemal Bey’e oy vermiş delegedir. 3 sene sonra diyor ki: ‘Yapma etme Kemal Bey. O gün sana verdik ama biz partiliyiz Kemal Bey. Bu partide kurultay yapmazsan felaket gelir Kemal Bey. Gel, kurultayı yapalım. Kararı biz söyleyelim’ diyor. Kendine oy veren 500 delegeyi dinlemeyip o kurultayı da yapmıyor. Bunun üzerine 2023 seçimini yarışmışız, biz kazanmışız. ‘Yok, ben kazanacaktım.’ Peki burada yoksun. Burada yoksun. Burada yoksun. 4 mazbata var. Gel şimdi soruyorum. Burada yokum, Fatma kazandı. Burada yokum, Ayşe kazandı. Burada yokum, Emine kazandı. Yahu senin bu kurultayından son kurultayı kazanan Emine’ye ne? Buradan AK Parti’den karar çıkarttırıp son kurultayın sonucunu değiştiriyorsun.
“KADIN KOLLARI BAŞKANI’NI ERKEKLER GÖREVDEN ALIYOR”
Burada il başkanları var. 74 il başkanı. İçlerinden 56 tanesi Kemal Bey’in döneminde il başkanı olanlar. 2025 yılında bir daha aday olmuşlar, bir daha seçilmişler. 2025’te kararı Trabzon vermiş, kararı Burdur vermiş, Hakkâri vermiş, Edirne vermiş, Hatay vermiş, Sinop vermiş. 2023’ten onlara ne? Gelip 2025’in başkanlarını bugün butlancılık yapmadıkları için ‘O gün sizinle beraberdik ama bugün Özgür Bey’le beraberiz’ dediği için 38 tanesi görevden alınıyor. ‘Biz bu partinin iktidar yürüyüşüne inanıyoruz. Biz ocu bucu değiliz. Biz Cumhuriyet Halk Partiliyiz’ dedi diye görevden alınıyorlar.
Daha kötüsünü söyleyeyim mi? Daha içimi yakanı. Daha içimi yakanı açık açık konuşmaya geldim. Dün Bilecik’teydim. Bilecik’teki bütün kadın üyeler birleşip bir Kadın Kolları İl Başkanı seçiyor. Kadınlar seçiyor. Görevden alıyor onu. Bütün illerde yaptılar. Kadın üyelerin seçtiği kadın il başkanını, ‘Sen bilmezsin, biz biliriz’ diyen erkekler Ankara’dan seçiyor ve değiştiriyorlar onu. Kadın üyelerin belirlediği il, ilçe ve genel başkanlarını, ‘Butlanla yetki aldık’ diyen erkekler belirliyor. 30 yaş altı gençlerin seçtiği Gençlik Kolları başkanlarını 70 yaş üstü kişiler Ankara’dan belirliyor. O yüzden bugünlerde yaşananları bir kere konuşacağız, tam konuşacağız. Bugünlerde yaşananları herkes görsün. Kadının iradesine karar veren erkekler… Yetki nereden? Butlandan. Butlan yetkisi nereden? Saraydan. Kadının seçtiğine karşı sarayın seçtirdikleri karar verecek. Gençlerin seçtiklerine karşı sarayın yetkilendirdikleri karar verecek. Delegelerin seçtiklerine karşı sarayın yetkilendirdikleri karar verecek.
Sonra diyor ki: ‘Arkadaşlar gitmeyin partiden. Durun burada. Oturun burada. Bakın, yakında Eylül’ün sonunda kurultayı başlatacağım. Seneye Nisan’a doğru sonlandıracağım.’ 7 ay boyunca bizim birbirimizi yememizi, mahallelerde kavga etmemizi izlemek istiyor saray. ‘Ben teşneyim bana verilen role. Gel, sen de geç karşıma, tutuşalım parti içi güreşe. AK Parti bir dönem daha seçilsin, Erdoğan da baksın kendi işine.’ Yok öyle yağma, Yok öyle yağma.
ÖZEL, 2 MİLYON ÜYEYLE GENEL BAŞKAN SEÇİM ÖNERİSİNİ TEKRARLADI
Herkes şunu bilsin ki CHP binalarına, örneğin partiye Genel Sekreter Yardımcısı atayacaksın. Son yerel seçimde Adana’da aday olamayınca karşımızda başka partiden aday olmuş, Zeydan Karalar’a ağzına geleni söylemiş birisi şimdi gelecek partide yönetime geçecek. Bilecik’e il başkanı atayacaksın. Bilecik’in kadın belediye başkanına her iftirasıyla burnundan getiren birisi olacak. İllere il başkanları atayacaksın. Seçimde karşımızda olmuş, mücadele etmiş, başka partiye gitmiş, başka adaya destek vermiş, partiyi teslim almaya pavyon fedaileriyle gelmiş. Sonra bunlar mahallelerden seçim başlatacakmış. Kasaturalar orada. Geldikleri gün gibi… Ben bu partinin gencecik evlatlarını mahalle seçimlerinde onların belirlediği belirsiz adreslerde delege yazacakları yere gidin, orada delege olmaya çalışın, dövmezlerse, vurmazlarsa, kırmazlarsa mücadele edin. 7 ay boyunca uğraşalım, Türkiye’ye rezil olalım.
Buradan geçen hafta söyledim. Ne söylediğimi bilerek söyledim. Bir kez daha söylüyorum. Partiliyim diyene söylüyorum. CHP’liyim diyebilene söylüyorum. İster yarıştığımız kongrenin delegesiyle, ister son kongrenin delegeleriyle, ister en doğrusu odur, 2 milyon üyemizin her birisiyle sandığı koyalım ortaya, karar versinler. Genel Başkan’a yüzde 90’ın altında oyu güvensizlik sayarım. Partinin önünü açarım. Hodri meydan. Var mısın?”
(Sürecek)
Yenimahalle Manşet, “Başkentin Komşusundan Manşet Gibi” anlayışıyla ilçeden yükselen en dikkat çekici gelişmeleri anlık, tarafsız ve güvenilir şekilde sunan; gündemi manşet tadında takip edebileceğiniz güçlü bir haber platformudur.
Yorum Yap