Türkiye’nin küçükbaş hayvancılık merkezlerinden biri olan, 400 binin üzerinde hayvan varlığına ev sahipliği yapan Tunceli’de, hayvancılık faaliyetlerinin geleceği plansız otlatma, kuraklık ve madencilik tehdidi altında. Munzur Doğa Sporları ve Arama Kurtarma Derneği Genel Koordinatörü Mehmet Bidav, plansız otlatma ve mera ıslahı yapılmadığı için şu an bölgenin birçok alanının çoraklaştığına dikkati çekti.
Haber: Caner AKTAN
(TUNCELİ) – Türkiye’nin küçükbaş hayvancılık merkezlerinden biri olan, 400 binin üzerinde hayvan varlığına ev sahipliği yapan Tunceli’de, hayvancılık faaliyetlerinin geleceği plansız otlatma, kuraklık ve madencilik tehdidi altında. Munzur Doğa Sporları ve Arama Kurtarma Derneği Genel Koordinatörü Mehmet Bidav, plansız otlatma ve mera ıslahı yapılmadığı için şu an bölgenin birçok alanının çoraklaştığına dikkati çekti.
Türkiye’nin küçükbaş hayvancılık merkezlerinden biri olan, 400 binin üzerinde hayvan varlığına ev sahipliği yapan Tunceli’de, hayvancılık faaliyetlerinin geleceği plansız otlatma, kuraklık ve madencilik tehdidi altında. Munzur Doğa Sporları ve Arama Kurtarma Derneği Genel Koordinatörü Mehmet Bidav, kentte büyük oranda aile işletmeciliği ve geleneksel göçer kültürü üzerinden yürütülen hayvancılık faaliyetlerine ilişkin açıklama yaptı.
Munzurlar’ın bir parçası olan, endemik zenginliğiyle bilinen Katır Gölleri bölgesinde incelemelerde bulunan Bidav, meraların kontrolsüz kullanım nedeniyle çölleşme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirterek, acilen katı kuralları içeren bir “mera ıslahı” programının hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
“BEŞ YIL ÖNCE YEMYEŞİL OLAN BÖLGEDE ŞİMDİ KURAKLIK HAKİM”
Bölgenin coğrafi yapısını ve geçmişteki bitki çeşitliliğini anlatan Bidav, Katır Gölleri mevkisinde yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Bizim bu bulunduğumuz zirve Demo Dağı. Mercanlar’ın bir silsilesi, yani bir tepesi. Karşıda işte Harami Tepe var. İleriye doğru gittiğimiz zaman Ağ Baba. Bu dağlar, bu silsileler hepsi Munzurlar’ın bir parçası. Bu bulunduğumuz bölgeye Katır Gölleri diyorlar. Katır Gölleri denmesinin nedeni, şurada bir geçit var. Bu geçit sürekli buzla kaplıydı aslında. Burada katırların yük taşırken, özellikle yaylacıların çok düştüğü söyleniyor. Açıkçası biz de çoğu zaman orada katır yüklerinin geçerken bir tarafının sürekli kara değdiğini gördük ve karda iz bıraktığını da gördük. Katır Gölleri denmesinin nedeni burada çok katır kaybının olmasından kaynaklı. Şimdi bu gördüğünüz yerde, bakın şu anda 10’dan fazla göl gözüküyor. Bu bölge aslında Munzurlar’ın, Dersim’in en zengin, yani tabiat olarak en zengin bölgesi. Şu anda kuraklık gözüküyor. Biz 4 sene, 5 sene önce buraya geldiğimiz zaman burası yemyeşildi; çiçeklerin içinde geçilmezdi, muhteşemdi.”
KONTROLSÜZ MADENCİLİK VE PLANSIZ HAYVANCILIK
Bölge ekolojisini ve sürdürülebilir üretimi tehdit eden unsurları iki ana başlıkta toplayan Bidav, maden projelerinin sıkı takibe alınması gerektiğine değinirken, hayvancılıkta da bitki gelişimini engelleyen erken ve aşırı otlatma modeline dikkati çekti.
Bidav, şunları söyledi:
“Açıkçası burada iki tane önemli husus var. Birincisi madenler. Madenlerle ilgili henüz burada bir madencilik faaliyeti yok ama bu bir tehlike. Bu tehlikenin sürekli izlenmesi ve dikkate alınması gerekiyor. Madencilik yapılmasın demiyoruz. ÇED uygulamalarıyla uygun yerlerde, uygun coğrafyalarda yapılabilir. Diğeri de sürücülük, yeni hayvancılık. Koyunların 5 tane ağzı var derler. Ayakları da ağızdan sayılır. Daha olgunlaşmamış çiçekler, otlar bile sürü girdiği zaman olgunlaşmasını engeller ve iyi bir tabiat oluşmasını önler.”
“MERA ISLAHI YAPILMAZSA COĞRAFYA ÇORAKLAŞIR, MESLEK BİTER”
Geleneksel yaylacılık faaliyetlerinin devam edebilmesinin tek yolunun koruma tedbirlerinden geçtiğini, aksi takdirde bölgenin diğer çorak ilçelerine benzeyeceğini belirten Bidav, şöyle devam etti:
“Bu yaylalarda yaylacılık yapılması gerekiyor ama mutlaka mera kontrolünün, mera ıslahının yapılması gerekiyor. Mera ıslahı yapılmadığı zaman burası Dersim’in diğer coğrafyası gibi Çemişgezek, Hozat, Pertek gibi çoraklaşır. O zaman sürücüler de hiçbir şey anlayamazlar, sürüyü de sürdüremezler. Aslında bunun sürdürülebilirliği en çok da yaylacılar için geçerli. Yaylacılar eğer bu yaylacılık mesleğini sürdürmek istiyorlarsa yayla ıslahı, mera ıslahı üzerinde mutlaka ama mutlaka durmaları lazım ve katı kuralları olması lazım. Yoksa 5 sene sonra buraya sürü getiremezler, 2 sene sonra buraya sürü getiremezler. 5 sene önce burası yemyeşildi, otların içinden geçemezdik. Aynı şekilde Deve Çukuru da öyle. Dolayısıyla insanların bu iki şeye dikkat etmesi gerekiyor: Birincisi madenciliktir, ikincisi yaylacılıktır. Yaylacılıkta da mutlaka mera ıslahının yapılması gerekiyor ki bu sürdürülebilirliği sağlayalım.”
Yenimahalle Manşet, “Başkentin Komşusundan Manşet Gibi” anlayışıyla ilçeden yükselen en dikkat çekici gelişmeleri anlık, tarafsız ve güvenilir şekilde sunan; gündemi manşet tadında takip edebileceğiniz güçlü bir haber platformudur.
Yorum Yap